Ortadünya tarihi bir anlamda savaşların tarihidir de, bütün büyük dönemlerinin ardında, ta yaradılışından beri inanılmaz bir çekişme vardır. En baştan beri yaratılan dünyayı değiştirmek ve iyiye veya kötüye doğru götürmek amacı her çağa damgasını vurmuş; bazen iyiler bazen ise kötüler bu kendi içinde büyük ama Ortadünya tarihi düşünülürse küçük çatışmalardan galip ayrılmışlardır. Kullanılan silahlar çağlar boyunca değişse de bir silah vardır ki, bütün diğer silahlardan üstün ve kudretli olmuştur. Bu silah iradenin gücüdür, ve bu güç hiç bir zaman Yüzükler dönemindeki kadar doruğa çıkmamıştır. Yüzüklerin gücü herhangi bir silah gibi açıkca canlıları öldürmekte kullanılmayacak kadar büyüktü, onlar canlıların akıllarına hakim olmakta ve kullanıcısının iradesini emrindekilerin ta yüreklerine yerleştirmekte mahirdiler. Bu yazıda özellikle Tek'in dışında kalan yüzükler konu edilecek ve onlar ile birlikte Güç Yüzüğü'nün de bazı özellikleri anlatılmaya çalışılacaktır.
"..tam o anda Mordor'un orduları titredi, gönüllerine kuşku düştü, kahkahaları kursaklarında kaldı, elleri titredi, kolları bacakları boşaldı. Onları yönlendiren ve içlerini nefret ve hiddetle dolduran Güç, tereddüt içinde gidip geliyordu ve iradesi üzerlerinden kalkmıştı; artık düşmanlarının gözlerine bakınca ölümcül bir ışık görüyorlar ve korkuyorlardı." Kralın Dönüşü-sf. 252.
Peki Güç Yüzükleri'nin yapılışının ardında kim yada kimler vardı ve amaçları neydi, Yüzükler ne için yapılmışlardı? Bu ve benzer soruların ardındaki cevap tek bir kişide toplanıyor: Sauron. Thangorodrim yıkılıp, Morgoth devrildiğinde Sauron en iyi ve içten görünüşüyle boyun eğdi, amacı tekrar güven kazanmak ve planlarını uygulayacağı müsait zamanı beklemekti. Ama Manwe tarafından yargılanacak olması ve Morgoth ile birlikteyken yaptığı kötülüklerin büyüklüğünden duyduğu korku ile Ortadünya'da gizlendi ve uygun zamanı kollamaya başladı. Beklediği anın gelmesi çok uzun sürmeyecekti çünkü büyük savaşın ardından Ortadünya'da bir karışıklık ve güvensizlik hüküm sürmekteydi. Valar Ortadünya'yı unutmuş gibiydi ve Elf hanedanları içinde bile bir düzensizlik göze çarpmaktaydı. İşte bu dönemlere rastlar Armağanlar Efendisi Annatar'ın İlkdoğanlar arasında tekrar boy göstermesi ve onların güvenini kazanması. Ve Sauron'un ağzının hiç duyulmadık sözlerle tanışması. Bir dönem sonra "Elfler tekrar yükselmeli, denizin ardındaki topraklarda ki mutluluk ve güç Ortadünya'ya da hakim kılınmalı.Valinor kadar aydınlık olabilecek bir Ortadünya'yı kim neden istemesin?" sorusu düştü Elf efendilerinin yüreklerine, ve bu soruyu en içten soranlar ise Noldor halkı oldu. Çünkü onlar Batıya dönmeyi reddetmiş bir klandılar ve kaçırdıkları ile sevdiklerini aynı yerde görme isteği hep akıllarındaydı. Böylece kulak verdiler Annatar'ın, yada gerçek ismi ile Sauron'un sözlerine. Ve kulakları o güzellikleri duyup, akılları hayal etmeye başlayınca; kendilerini uyaranlara gittikçe daha az hak verir oldular. Efendi Elrond ile Kral Gil-galad'ın çabaları sadece Annatar'ı Lindon'a sokmamaya yetti ama uyarılarını kimse dikkate almadı.
Engin bir bilgiye sahip Sauron'dan öğrendikleri ilk dönemlerde Ost-in-Edhil demircilerini becerilerinin zirvesine taşıdı ve Güç Yüzüklerini yapmaya heveslendiler. Sauron yaptıkları her girişimde onları destekliyor ve yüreklendiriyordu çünkü yaptıkları herşeyden haberdardı ve kendi lehine çevireceği anı hayal ediyordu. Ve bu düşünce içinde Ateş Dağı'nda gizlice diğer tüm yüzüklere hükmedecek olan Tek Yüzük'ü yaptı ve diğerlerini ona bağladı. Ama Elflerin yeteneklerini küçümsemişti, daha Yüzük'ü parmağına taktığı anda foyası meydana çıktı. Ve gücünün verdiği dehşet ile diğer yüzükleri talep etti, çünkü hepsi onun bilgisi sayesinde yapılmışlar ve Tek olana bağlıydılar. En çok istediği ise henüz dokunamadığı ve güçlerini arzuladığı Elflere ait üç yüzüktü. Onlar son ve en mükemmel olan yüzüklerdi ve efendilerine büyük güçler sağlıyorlardı. Onları istiyordu çünkü kendisinden gizli olarak yapılmışlar ve kıskançlıkla korunmuşlardı.
Elfler bu yüzükleri Tek Yüzük Sauron'da iken bir daha kullanmadılar ve uzun yıllar boyu sakladılar. Bu üç yüzüğü Elf Celebrimbor tek başına ve gizli bir biçimde yapmıştı. Ve savaş Ortadünya'da bir kez daha acımasız yüzünü gösterdi o dönemde. Eregion düştü ve yıkıldı, Celebrimbor işkence ile öldürüldü ama bütün anlattıklarına dahil etmediği üç tane yüzük vardı ve Sauron üçlere ulaşamadı. Genede kalan bütün Güç Yüzükleri'nin sahibi artık Karanlıklar Efendisi Saurondu ve korkulan olmuştu.
Gerçek anlamda Güç Yüzüğü olarak nitelendirilebilecek toplam yirmi tane yüzük vardı, yapılan diğer yüzükler bazı güçlere sahip olmakla beraber daha çok esas olan yirmi tanesinin basit birer denemesi gibiydiler ve güçleri ikinci çağla birlikte kayboldu gitti. Sadece ilerde Saruman'ın elinde Gandalf'ın gördüğü bir yüzüğün o dönemden mi kaldığı yoksa kendisine "Yüzük yapıcısı" diyen Saruman tarafından mı yapıldığı akıllarda bir soru işareti olarak yer aldı. Artık Yüzükler bu dönemden sonra iki büyük iradenin çarpıştığı nesneler oldular. İyinin ve kötünün iradesi yüzükler ile birlikte boy gösterdi Ortadünyada.
Üç Yüzük göğün altında yaşayan Elf Kralları'na....
Üç, en son yapılan ve en büyük güce sahip yüzüklerdi. Uzun çağlar boyu bu yüzükler hakkında pek konuşmadı İlkdoğanlar. Güç Yüzüğü Ortadünya üzerinde, ama Sauron'dan uzak, iken bu yüzüklerde güçlerini korudular. Ama bu yüzüklerin yapılış amacı savaş ve güç sağlamak değildi.
"Üçler Sauron tarafından yapılmamıştı, onlara dokunamadı bile. Lakin onlar hakkında konuşmaya izin yoktur. Ancak şu kadarını söyleyebilirim bu kuşku saatlerinde. Boş durmuyorlar. Fakat muharebe veya fetih silahı olarak yapılmadı onlar; bu onların gücü dahilinde değil. Onları yapanlar güç veya hüküm veya servet değil, anlayış, bir şeyler yapma, iyileştirme peşindeydi; her şeyi kirlenmeden koruyabilmek istiyorlardı. Ortadünya Elfleri bu istediklerini bir raddeye kadar elde etmişlerdir. Fakat Sauron Tek Yüzük'ü ele geçirirse, Üçler'i kullananların yapmış oldukları her şey bozulacak ve zihinleriyle gönülleri Sauron'a malum olacaktır. Üçler hiç olmamış olsa daha hayırlı olurdu. Onun amacı bu." Elrond'un Divanı-Yüzük Kardeşliği-sf. 327
Sauron bu yüzüklere dokunmamış olsa dahi Elf Yüzükleri Tek Yüzüğe bağlıydılar ve onun ortadan kaldırılması ile birlikte onların hükümleri de Ortadünya üzerinden kalktı, kayboldu. Ve Ortadünya'nın bu muhteşem yüzükleri İlkdoğanlarla beraber sonsuza kadar bu coğrafyadan ayrıldı. Gerçi bazı Elf bilgeleri Tek yüzüğün ortadan kalkmasıyla Elf Yüzüklerinin serbest kalacağını ve işlevlerini daha kolay bir biçimde sürdüreceklerini düşünüyorlardı ama maalesef haklı çıkmadılar. Dördüncü çağ ile artık İnsanların çağı başlamıştı ve yüce değerler de yavaş yavaş unutulacaktı Ortadünya'da...
"...İnsanların başladıkları bütün işler böyledir: Ya baharda don olur, ya da yazın samyeli eser ve onlar da sözlerinde duramaz"
"Yine de tohumları pek yabana gitmez"dedi Legolas. "Ve hiç umulmadık bir zamanda ve zeminde yeşermek için tozun, küfün içinde gizlenirler. İnsanların yaptıkları bizden daha çok yaşayacak Gimli" "Ve yinede sonunda 'keşke'lerden başka bir şey olmayacak tahminimce" dedi Cüce. Kralın Dönüşü-sf. 162
Ama ne olursa olsun Elfler bu kadere razı idiler yeter ki Tek Yüzük Sauron'un eline geçmesin. Ve Ortadünya'yı terk edene kadar yüzüklerini yapıldıkları amaçlar için kullandılar.
Narya Kırmızı Yüzük yada Ateş Yüzüğü ismiyle anılırdı. Üzerinde Yakuttan bir taş vardı. Yapıldığı dönemde Gil-galad tarafından gemi yapıcısı Cirdan'a verilmişti ama Ortadünya'nın üçüncü çağının 1000. yılında Limanlara gelen bir İstari'ye geçti, yani Gri Gezgin Gandalf'a.
“Şimdi bu yüzüğü alın" demişti Cirdan; "çünkü sizin uğraşınız ve görevleriniz çok zorlu olacak. Ama bu Yüzük , tüm bunların içinde sizi destekleyecek ve yorgunluktan esirgeyecektir. Bu Ateş Yüzüğüdür. Bununla birlikte , belki, giderek soğuyan bir dünyadaki yürekleri yeniden eskinin yiğitliğiyle tutuşturabilirsiniz Ama ben, benim yüreğim denizle birlikte ve son gemi yelken açana dek Limanlar'ı koruyarak gri sahillerde yaşayacağım. Orada hazırlanıp sizi bekleyeceğim." Güç Yüzüklerine Dair-sf. 93
Gandalf Yüzüğü kullandı ve gücünü Sauron'un dağılmış durumda bulunan bütün düşmanlarını bir araya getirmek ve ortak bir hedefe yöneltmek için harcadı. Shire takvimiyle 1421'de (3021-29 Eylül) Muhteşem Narya'yı parmağına takmış bir şekilde Gri Limanlar'da göründü ve diğer yüzük emanetçileri ile birlikte Ortadünya'nın batısından ayrılarak uzaklara doğru yelken açtı. Nenya ise "Su Yüzüğü" yada "Ak Yüzük" olarak adlandırılırdı. Üzerinde bir Adamant taşı vardı (bazı kaynaklarda serttaşı olarak da geçer). Mithril den yapılmıştı. Bu yüzüğün sahibi Galadriel'di ve yıllar boyunca Lothlorien de altın ormanın savunulmasında ve daha bir çok hayırlı işte kullanıldı. Yüzük Kardeşliği Moria'dan kurtulup Altın Orman'a sığındığında Frodo bu yüzüğü Galadriel'in elinde görmüştü ama yanında bulunan Sam ise sadece bir parlaklık hissetmişti, bu da Tek Yüzüğü takan kimselerin diğer yüzükleri farketme yeteneğine kavuştuğunu anlatır.
"...Gene de; Yüzük Taşıyıcısı, yüzüğü parmağına takmış ve gizli olanları görmüş biri olarak görüşünüz keskinleşti. Benim düşüncelerimi, arif sayılan bir çok kişiden daha açık olarak algıladınız. Yediler'i ve Dokuzları elinde tutanın Göz'ünü gördünüz. Ve yüzüğü benim parmağımda görüp tanıdınız, öyle değil mi?" Galadriel-Yüzük Kardeşliği-sf. 439
Vilya "Hava Yüzüğü" olarak bilinirdi. Üzerinde mavi bir safir vardı. Üçler içinde görünüm olarak en büyük olandı. Bu yüzük Efendi Elrond tarafından korunmuş ve ona Gil-galad tarafından emanet edilmişti. Yüzük uzun yıllar boyunca Ayrıkvadi'de tutuldu ve diğer bir çok işlevinin yanısıra oranın korunmasında kullanıldı. Frodo'nun peşindeki Yüzüktayflarının nehire kapılmasını sağlayan su baskınında da Yüzüğün işaretlerine rastlamak mümkündür. Vilya ve Nenya'da Narya gibi sahiplerinin parmaklarında üçüncü çağın sonunda Ortadünya'yı terkettiler.
Yazar: Khazard
Yazarın yeni sitede üyeliği olmadığından,sadece alta not olarak ismi eklenmiştir. Eserin sahibi siteye üye olduğu zaman, yazar bilgileri eklenecektir. Eserin sahibi üyeliğini aktif ettiği anda lütfen Eru ile site içinden temasa geçsin.




