"Çok parlak" dedi etkilenmiş bir şekilde.
Sonra kürenin içinde belli belirsiz görüntüler ortaya çıktı.Büyücü'yü gördü:Bulutların üstünde Tanrılarla konuşuyordu.Ama beyaz ve mavi olan mekan birden bire siyahla kaplanmaya başlamıştı.Türlü türlü yaratıklar geliyordu.Tanrılar şaşırmıştı.Ama yine de şaşkınlıklarını atıp yaratıklara karşı harekete geçtiler.Yeryüzünde olanlar sadece çok büyük bir fırtınanın yaklaştığını gördüler.Hiç birşey bilmiyorlardı...Gözü büyücüyü aradı ama hiç biyerde yoktu.Ortalıktan kaybolmuştu...
Görüntü kayboldu.Yerine başka şeyler geldi.Kendini gördü.Küreye bakarken.Tünellerden birinden Kara Düşman çıkmıştı...
Birden kendine geldi.Tek elinde kılıç tek elinde küreyle diğer duvara yaslanmış duruyordu.Kara düşman askerleriyle Galëar'ın etrafını sardı.Kara düşman önce bir kahkaha attı:
"Bizi küreye getirdiğin için sağol evlat.Sen olmasaydın belkide ben bu dağın içinde - hapisolduğum yerde - sonsuza kadar o küreyi arayacaktım."
"İstersen küreyi almaya çalışta başına hapisten daha kötü neler gelebileceğini gör"
Kara Düşman'ın kahkası kesildi birden.Bağırmaya başladı.Sesi tüm dağın içinde yankılanıyordu.Galëar bugüne kadar hissettiği acıların en kötüsünü hissetti o an.Ayakları yerden kesildi.Havaya doğru yükseldi.Tam o anda tekrar yere düştü büyük bir hızla.Gözlerini açtı...
"Büyücü diye fısıldayabildi"
Büyücü Kara Düşman'ın kendisini öldürmesini engelleyebilmek için buraya gelmişti.Normalde onun bile bu derece yardım etmesi yasaktı ama o yukarıdaki kargaşayı çok iyi değerlendirmişe benziyordu.
Büyücü başta yakaladığı avantajı kaybetmişti.Şimdi tamamen savunma büyüleri yapıyordu.Bir anda gözleri Galëar'a baktı.Birşeyler yapmasını söylüyordu sanki.Galëar kendisine doğru gelen bir kılıçtan yana doğru yuvarlanarak kurtuldu.Zorlanarak ayağa kalktı.Aynı kılıç yekrar üzerine geliyordu.Khyle ile kılıcı karşıladı.Hızlı bir darbe ile askeri karnından yaraladı.Bu sefer kalan dört asker üstüne aynı anda gelmişlerdi...
Ölümü yaklaşıyordu.Galëar'ın aklına tekrar küreye bakmak geldi ve kürede kendisinin küreyle birlikte uçuruma atladığını gördü.Sonra küre soldu.Tekrar eski haline döndü.Kehanet bu olmalıydı diye düşündü Galëar.Küreyi ani bir hareketle tam önündeki düşmana fırlattı.Adam şaşırmıştı.Eğildi ama yinede kürenin çarpmasından kurtulamadı.Galëar Kyhle adama sapladıktan sonra uçuruma doğru koşmaya başladı.Yuvarlanan küreyi yerden aldı.Tam o sırada küre tekrar parladı.Galëar ani bir hareketle durdu.Küreye baktığında bir yeri çatlamıştı.Çatlak büyüdü.O sırada atlayıp atlayamayacaüına karar veremedi.Büyücü'nün sesini duydu.
"Atla!" Büyücü Galëar'a laf yetiştiriken hata yapmış ve bir büyüyü karşılayamamıştı.Duvara çarptı ve yere düştü.Galëar son dileğini gerçekleştirmek için tekrar koşmaya başlamıştı.Tamsırıtına bir ok yedi o anda,bir okta ensesine gelmişti.Gözleri kararmaya başladı aniden.Son gördüğü şey elinde küre ile karanlığa doğru yol aldığıydı...
Büyücü sırtındaki ağrı ile inleyerek ayağa kalktı.Üstü başı çok koyu kırmızı bir kırmızı kana boyanmıştı.Önünde Kara Düşman'ın parçalanmış cesedi duruyordu.Galëar'ın atladığı tarafa gitti.Uçuruma baktı:
"Afferin Galëar." dedi.Büyücünün büyü yapacak gücü pek fazla kalmamıştı.Yavaş adımlarla tünellerden birine girdi.Artık odada çıt çıkmıyordu.
Yazar: Galëar Anárion
Yazarın yeni sitede üyeliği olmadığından,sadece alta not olarak ismi eklenmiştir. Eserin sahibi siteye üye olduğu zaman, yazar bilgileri eklenecektir. Eserin sahibi üyeliğini aktif ettiği anda lütfen Eru ile site içinden temasa geçsin.




