Calengil
Tanınmış Gezgin IRK: İnsan SINIF: Paladin KRİTER: Adil Kötü
Ana Profil
Gönderiler: 168
|
|
Gün doğarken.... 3 Yıl, 1 Ay önce
|
Karma: 1
|
|
"Uu.. Birileri eğleniyor demek ki..." Dedikten sonra Araka bakarak; "Gençliğinde böyle değildi.." Diyerek fısıldadı. Ardından Mira kafasına bir şeyler fırlatmasın diye atını mahmuzlayarak Mira ile arasındaki mesafeyi açmaya çalıştı.
|
|
|
|
|
Arién
Gezgin IRK: Orman Elfi SINIF: Büyücü KRİTER: Tarafsız İyi
Ana Profil
Gönderiler: 65
|
|
Gün doğarken.... 3 Yıl, 1 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Miranın gözleri tehlikeli bir pırıltıyla kısılırken kısaca arkasından gelmesi için "Arak.." dedi ve atını mahmuzlayarak Saladarın peşi sıra hızla yola koyuldu..
|
|
|
|
|
|
|
|
Gün doğarken.... 3 Yıl, 1 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Radgaras, sabahın çiği ile ürpererek ve gece boyunca gözlediği avlarının gürültüleri ile uyandı. Nerede olduğunu algılaması biraz uzun sürdü ama kendini toparlayıp doğrulduğunda, gece baskın yapmaya yemin ettiği düşmanlarının atlarının sırtında olduğunu gördü. Kendine küfürler yağdırarak telaşla yerinden ayrıldı ve geriye doğru koşmaya başladı. Bineğini bulmalıydı. Hem de hemen. Entormanı mı demişlerdi?
|
|
|
|
|
|
|
|
Gün doğarken.... 3 Yıl, 1 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Bu sabah güneş bir başka parlıyordu. Güneş yükseldikçe, sabah serinliğini önüne katarak diyardan sürmüştü. Artık insanın içini ısıtan bir hava hakimdi. Havanında etkisiyle neşe içinde yolculuklarına devam ediyorlardı. Mira ve Saladar arasında sabah başlayan şakalaşma halen devam ediyordu.Güneş neredeyse en tepeye vardığında atlarını fazla zorlamayacak bir yokuşu tırmanıyorlardı.Arkalarıdan esen tatlı bir meltem güneşten bunalmalarını önlese de Arak boğazaının kuruduğunu hissetti. Alyeli dizginlerini hafifçe çekerek onun durmasını sağladı. Alyel bu hareketten hoşlanmadığın belirtmek istercesine başını sertçe sallarken Arakın yüzünde bir gülümseme belirdi.Arak Öyle kötü kötü kafanı sallama. Susadım ne yapayım. Senin üstünde sallanırken su içmek ne mümkün."[/i] dedikten sonra eğere bağlı olan matarasını çıkartarak büyükçe bir yudum aldı. Arakın atını durduğunu fark eden Mira ve Saladar geriye doğru bir bakış attıktan sonra bineklerinin hızını düşürerek ilerlemeye devam etmişlerdi. Arak atının hareket ettirdiğinde Mira ve Saladar yokuşun en tepesine varmış, hareketsiz bir şekilde önlerine bakıyorlardı. Arak içgüdüsel bir şekilde bir şeylerin ters gittiğini anlayarak Alyeli hızlandırdı. Daha yokuşun tepesine varmamıştı ki rüzgarın ani bir şekilde yön değiştirmesi ile birlikte burnu keskin duman kokusunu algıladı. Yokuşun tepesine gelip Alyeli Miranın atının yanında durdurduğunda dumanın nedenini rahatlıkla görebiliyordu. Tepenin aşağısında küçük bir ağaç kümesini ile bir derenin arasında kurulmuş bir kulübeden yükselen duman artık neredeyse sönmekte olan bir yangının kanıtıydı.Arak aşağıya doğru inen kıvrımlı yola bakarak fikrini belirtti.Atları biraz zorlarsak tükürüğüm kurumadan oraya varabiliriz.
|
|
|
|
Son Düzenleme: 08/02/2012 22:31 Düzenleyen arwen.
|
|
|
|
Gün doğarken.... 3 Yıl, 1 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Atını hırsla süren Bliddyn, adamlarını ile arasını oldukça açmıştı. Çizmelerini sertçe atın karnına geçirince canı yanan at hızını biraz daha arttırdı. Kamp yeri olarak seçtikleri açıklığın yerini belirleyen kızıl kayanın yanından geçene kadar da atını zorlamaktan vazgeçmedi. At artık gücünün som demlerini yaşarken kamp yerine varmıştı. Bliddyn atından inmek için onun tam olarak durmasını bile beklememiş at yavaşlar yavaşlamaz kendini yere bırakmıştı. Atından iner inmez geldiği yola dönerek geride kalanların gelişini beklemeye başladı. Binicisinin ağırlığından kurtulan at ise ağaçlarının serinliğine doğru yavaş adımlarla ilerlemeye başladı. Bliddyn, geride kalmış grubun gelişini beklerken sabırsız bir şekilde ileri geri yürüyor, sağ elinde tuttuğu kırbaç ritmik bir şekilde bacağını dönüyordu. Bir dakika geçmemişti ki on iki kişiden oluşan grup belirdi. Aralarında şakalaşarak, sakin bir şekilde atlarını sürüyorlardı. Bazılarının deri zırhına bulaşmış kan olmasa geziye çıkmış bir grup oldukları düşünebilirdi. Tam olarak Bliddyn’in atından indiği noktaya geldiklerinde atlarından indiler. Atlar yakındaki ağaç dallarına ya da çalılara bağlanıp sabitlendikten sonra tekrar meydanın ortasında toplandılar. Adamlarının gelişi ile birlikte yüzüne sakin bir ifade yerleştiren Bliddyn biraz uzaktan tüm adamları süzdü. En sonunda bakışları en öndeki adamın üstünde durdu. Adı Rern olan adam gruptaki en uzun adamdı. Kazınmış kafası ve güneş yanığı suratı ile güven veren bir görünüşü olduğu söylenemezdi. Özellikle de elinde gövdesiz bir kafa sallanırken. Rern saçından kavradığı kafayı ağaçlardan birinin dibine doğru atarken yüzündeki sırıtış iyice yayılmıştı. Ne oldu şef, çok iyi bir vurgun yaptık ama senin suratın asık.” Bliddyn konuşmaya başlamadan önce en arkada durmakta olan Owec’e belli belirsiz bir bakış attı. Owec aralarına yirmi bir gün önce katılmış olan Rern ve adamları ile hiç anlaşamıyordu. Ona kalsa daha ilk gece hepsi uyuyorken boğazlarını kesmeleri gerekirdi. Bu sebeple Bliddyn’in bakışlarında gördüğü ışıltı hoşuna gitmişti. Owec gruptaki belirli birkaç kişinin yanına yaklaşıp belli belirsiz bir işaret ile onları uyarırken Bliddyn konuşmaya başladı.”Rern, sözlerimin çok açık olduğunu sanıyordum. Senin için bile.” Rern bu aleni hakareti pek anlamamış olsa da grupta hakareti açıkça anlayan birkaç kişi tedirginlikle kıpırdandılar. Bliddyn doğru yolda olduğuna kanaat getirdi. Rern göründüğünden fazlası olmayan bir adamdı. Bir saat sonrasını göremeyen sadece anlık kararlarla hareket eden ve en ufak sorununu dahi kafa kırarak çözen çam yarması herifin tekiydi. Onun yerinde başka biri olsaydı çoktan Bliddyn’in öfkesinin kaynağını anlardı. ”Emirlerim çok açıktı. Sana anlatmıştım. Sadece atları alıp gidecektik. Ne yanan kulübeler ne de kesik kelleler olacaktı.” Rern çocukça sayılabilecek bir hareketle omuz silkerken ”Yangın benim suçum değil. O küçük sürtük elindeki meşale ile bana saldırınca başladı yangın. Hem ne olmuş ufak bir yangın çıktıysa. Yarına kalmaz buradan çok uzakta olacağız.” dedi. Bliddyn sakin görünüşünü korumak için olağanüstü bir çaba harcıyordu. Yine de sesinin biraz yükselmesine izin verdi.”Yarına kalmaz uzaklaşırız demek. Sen yangınların ne kadar uzaktan fark edilebildiğini biliyor musun? Yangını gören herkes oraya üşüşecek ve yarına kalmaz peşimize ufak bir ordu düşecek. Yapacağımız iş basitti. Atları alıp gidecektik. Ama hayır, sen kafanın dikine giderek kilere daldın.”Rern ”Ama acıkmıştım.” diyerek durumu basitçe açıkladı. ”Kaç gündür lağım fareleri gibi saklanıp bir iki lokmayla yetiniyoruz. Hepimiz bıktık bundan”derken arkadaki gruptan birkaç onay mırıltısı yükseldi. Bliddyn mırıltıların sahiplerini hafızasına kazırken sağ eli belindeki gürze gitmişti. “Hepiniz mi? Demek öyle…” Sözlerini tamamlaması ile birlikte sağ kolu geniş bir yay çizerken, gürz kırılan kemik sesleri eşliğinde Rern’in suratının ortasına yerleştirdi. Rern elini kaldırma fırsatı bulamadan yere yıkılırken Bliddyn’e en yakın adamı kısa kılıcı ile saldırıya geçti. Bliddyn kendine doğru gelen kılıcı engelleyip belinden çektiği hançeri saldırganın böğrüne gömdü. Birkaç saniye içerisinde iki grup arasında ağaçların arasında ölümüne bir dövüş başlamıştı. Çarpışma beş dakikadan kısa sürmüştü. Rern ile beraber hareket edenler beklenmedikleri saldırı karşısında toparlanamamış ve kısa sürede hepsi bir daha kalkmamak üzere yere yığılmıştı. Bliddyn’in gördüğü kadarıyla kendi adamlarından hiçbiri ciddi şekilde yaralanmamıştı.”Şu leşlerin üstünü arayıp işe yarar ne varsa alın. Sonra da gidelim bu lanet yerden.”
|
|
|
|
Son Düzenleme: 08/02/2012 22:30 Düzenleyen arwen.
|
|