|
|
|
Batıyeli Hanı 3 Yıl, 2 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Tüm gece boyunca koyu bir muhabbet, tatlı sataşmalar, ozanın ağzından hiç duyulmamış şarkılar ve tabiki içki. Zak artık masadaki herkesi iki tam kişi görmeye başlamıştıki ozana dönerek hey uzun kulak beni odama götür dedi sırıtarak hemen yanında oturan kendere sırıttı saçını okşadı, ayağa kalktı sallanarak ve 19. göbekten kuzeni olduğunu idda ettiği Eilistinaya el salladı. Emoele sarıldı ööözüüürr dilerimm hicc!!ağır cüssesiyle nerdeyse zarif elfi ezercesine tekrar ozana döndü ve ağaç gibi gövdesine yaslanarak ağırca çıkmaya başladılar hanın üst katına doğru... bakalım başımıza ne yeni belalar açılacak dedi bir ara Thran ne dedin diye soracak oldu sarhoş cüceye ama cüce sadece sırıtmakla yetindi...
|
|
|
|
|
|
|
|
Batıyeli Hanı 3 Yıl, 2 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Önce yarattığı enerjinin içine çekildiğini hissetti, hemen arkasından da kendisini içine anca sığdığı bir delikte başaşağı buldu. Bu karanlık ve basık yerde, kemik diyemeden inişe geçip ilik diyemeden kafa üstü yere çakıldı.<br /> <br /> Ağzına dolan kurumdan ve külden dolayı ağız tadıyla bi küfür savuramadı, tabi ağzındaki kül ve is tadını tattan saymayacak kadar medeniyet görmüşlüğü vardı. Sakarca bir kaç hamleyi üstüste tekrarlayarak ayağa kalktığında ise içine düştüğü şöminenin yanmıyor oluşuna şükretmesi gerekip gerekmediğini düşündü bir an, ama sonra ona da sövdü. Derken bütün bu düşünceler bir çığlıkla kesildi: <br /> <br /> "TAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAAALLLL !!!!"<br /> <br /> Yüzünü gözünü iyice ovuşturup, biraz da aşağıya doğru bakınca gördüğü tanıdık -tanıdık ve hatlarının izin verdiği son ölçüye kadar sırıtan- yüzle birlikte doğru yere geldiğini anladı. <br /><br />"-Keteeeeeen merh..." O arada parçalanan kapı ve içeri koşan adama yöneltmeye hazırlandığı dikkati yan taraftan gelen "Oh, Bay Tal Rasha sizi gördüğüme memnun oldum" cümlesine ve sesin sahibine çevrildi. <br /><br />- Aman Tanrım kimleri görüyorum ! Diyarlar arası girişimci, önder tekstilci ve tabii ki saygı değer büyücü ! Sana da kocaman bir MERHABA sevgili Eilstina !<br /><br />Ve bu sefer de sesini yanına yaklaşan Eilstinanın duyabileceği kadar kısarak:<br /><br />- Geldiğim yerde giydikleri şu komik kıyafetlere bak... Elinde hala şu muhteşem cübbelerinden var mı ?<br /><br /><br />Cümlesini bitirmesiyle -ki sakinleşmesi de neredeyse o ana denk geliyordu- etraftaki onca uyaranı hiçe sayarcasına dikkat ve algı eşiğini yıkıp gelen melodiye kulak kabarttı. Ozanı, dikkatini dağıtmamak ve daha fazla harici ses çıkartıp bu melodiyi bozmamak için, hiç bir şey söylemeden, yalnızca isten kararmış suratında komik duran bir gülümsemeyle, hafifçe başını eğerek selamladı.<br /><br />Hayır işte şimdi evimdeyim diye düşünerek hancıdan elinde ne kadar kahvesi varsa getirmesini rica(?) etti ve bir kenara geçip oturdu.
|
|
|
|
|
|
|
|
Batıyeli Hanı 3 Yıl, 2 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
"Bu kadarı da fazla artık!" diye söylenerek elindeki kalın ve tozlu büyü kitabını örtüsü solmuş yatağın üzerine bıraktı Wilwarin. <br /><br />Henüz gün ışımadan uyanmış, toplamış olduğu bitkilerden hazırladığı çayının yanında kısa bir kahvaltı ederek çalışmak üzere odasına çekilmişti. Üç gündür aynı büyüyü öğrenmek için çalışıyordu. Basit gibi görünen ama oldukça karmaşık ve ses tonundaki en ufak bir değişime bile müsaade etmeyen bir büyüydü bu. Ilk iki gün çalışmasını sessiz bir ortamda tam konsantrasyonla tamamlamıştı ve bugün büyüyü tam anlamıyla çözmeyi umuyordu. Ama akşamüstünden beri dışarıdan gelen gürültüler,kahkahalar, şarkılar ve bağırışlar yüzünden bir türlü konsantre olamıyordu. Ama bunların hiçbiri az önce kapısının hemen dışında duyduğu ve hanın yıkılıyor olduğunu sanmasına sebep olan ses kadar sinirlendirmemişti onu. <br /><br />Bir hışımla oturduğu yerden kalktı, kapıyı açtı ve...Thranduille burun buruna geldi. Eski dostunu karşısında bulmanın verdiği şaşkınlıkla büyücünün yüzündeki kızgın ifade kendini sevince bıraktı. " Sen... burda? Ne zaman?" gibi bir iki kelime gevelerken gülümseyerek bakıyordu ozana. <br /><br />Wilwarinin Zakı farketmesi için bir iki dakika geçmesi gerekti. Yerde boylu boyunca yatan cüceyi görünce de bastı kahkahayı "Anlaşılan bizim şişko cüce gene içkiyi fazla kaçırmış."<br /><br />
|
|
|
|
|
ThranduiL
Şaibeli Gezgin IRK: Orman Elfi SINIF: Ozan KRİTER: Kaotik Tarafsız
Ana Profil
Gönderiler: 18
|
|
Batıyeli Hanı 3 Yıl, 2 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Ozan her zaman çok sevdiği "dostları ile muhabbet"ine tekrar kavuşmuştu. Konuşmaya takati kalmayana kadar sürekli hikayeler anlattı ve onlara birtakım "gizli melodi"ler dinletti. <br /><br />Bilindiği üzere bu eski dostlar uzun yıllar öncesinde bir sabah handan usulca ayrılıp ozanın bulduğu garip bir harita doğrultusunda uzun bir yolculuğua çıkmış ancak garip bir yerde yollarını sonlandırmışlardı. Efsanevi yolculuklarının sonunda karşılarına çıkan yaşlı bir adam bilmedikleri (Tal Wilv ve Eils olmak üzere 3 kadim dilbilimcinin bile bilmediği- kender daha sonra dünyada bunları duyduğunu söyleyecekti) garip sözler söylemiş ve ilginç rünler çizerek herkesi parlak ve kör edici kırmızı bir ışıkla değişik yerlere hapsetmişti.<br /><br />Aslında her biri gizli melodinin sırrına ermişti ancak bunun farkına varmaları biraz zaman aldı. Hapis olduklarını zannettikleri boyutlarında kendi (yapmaları gerekli olan) yolculuklarını yapmışlar ve kader sayesinde tekrar bir araya gelebilmişlerdi. (bu arada m.s.n kod adlı gizli bir büyü sayesinde birbirleri ile konuşabiliyorlardı.)<br /><br />~~~~~~~~~~~~OoO~~~~~~~~~~~~~~<br /><br />Yıldızlar yavaş yavaş gün uykularına kavuşmak üzereyken herkes içkiden ve muhabetten yorulmuştu. Ozan bir şekilde "cülfizm ve genç nesil" adlı konuşması ile eski dostu Zakı kandırmayı başarmış (evt cüceler özellikle savaşçı cüceler ve hatta özellikle sarhoş cüceler aslında çok kurnazdır (!)) ve herkesin hancıya olan borcunu -meyve çayları ve sütlaçlar da dahil- ödetmşiti. belki bir şehir efsanesidir ama bu gece herkes iyiden iyiye bu yaşlı cücenin gerçekten de bir Titanyum madeninde yaşadığına inanmıştı.<br /><br />Cüce zorlukla herkese veda edip kadim dostu olan elf ile odasına giderken ozan onu durdurdu ve " yaşlı cüce eski zamanlardan kalma bu parşömenin hikayesini anlatmış mıydım sana?"<br /><br />Hızla kemerindeki eski ve rulo yapılmış kağıt parçasını çıkarttı ve cüceye göstermeye başladı. "Bu , dostum, Güneydeki hayaletli olduğu söylenilen -ki heryerini gezdim hayalet görebilmek için ama göremedim" mağarada bir sandığın içinde yatmış beni bekliyordu."<br /><br />-Heeeaayyy iki tane parşömenin var elf birini bana versene eheheheheheheh<br /><br />"Şşşşşşşştt biraz sessiz ol seni ahmak cüce!" diye sinirle fısıladadı ozan. "O sandığın kilidini kırabilmek için geri dönüp bir hırsıza yüklü miktarda para vererek kiltleri açmayı öğrendim ve ardından tekrar sandığın yanına gittim ve ne gördüğmü tahmin et!! sandık açılmıştı. Ancak içi karıştırılmamış gibi duruyordu. Beni pek de ilgilendirmeyen bir kaç değerli hazinenin haricinde bir kurukafa, tavşan kemikleri goblin kulağı (ıykkk) vesaire veeeeeeeee işte bu parşömeni buldum."<br /><br />Cüce oldukça hızlı konuşan elfi apaçık ve dimdik bakan gözleri ile izliyor ancak nefes dahi almıyordu. Elf onun suratına dokunduğunda gürültülü bir "hoooorrruullllllll" sesi hanı inletti ancak cüce hızla kendi gürültüsüne uyanıp "eveeeyyt dilniyyoyyyummm hicck" dedi.<br /><br />"Biliyorum zihin karıştıran parçalar çalıp istediğimi elde etmeyi pek adil bulmuyorum ancak Uzak Doğudaki bir kuledeki çekik gözlü büyücüyü ikna(!) edip ona mührü açtırıp incelemesini istedim. Bu parşömen uzun uzun çağlar öncesindeki eski bir büyücü klanına bir Zamanb..."<br /><br />"Wilw??"<br /><br />Büyücü kağıyı araladığında kadim dostu olan ozanla karşı karşıya gelmişti. Ozanın heyecanla açık kalan ağzından gelen şarap kokusundan bile sarhoş olabileceğini düşündü. Ancak sinirli bakışlarını indirip yerine şaşkın ve sevinç dolu kahkahalarını atarak eksi dostlarına sarıldı.<br /><br />"Ehehh bende tam Zaka şey diyordum.. ne diyordum??"<br /><br />O sırada ozan elindeki parşömenin yok olduğunu farketti. Hışımla geriye dönüp bakınırken şöminenin üstündeki kendere gözü takıldı. Kender etrafına topladığı sarhoş ve uyumak için can atan dostlarına sihirbazlık gösterisi yapmaya çoktan başlamıştı bile.<br /><br />" Ve evettttt!!! şimdi az önce minik pirinç tanelerine ayırıp sütlacımın içine atıp yuttuğum o eski kağıt parçasıııııı şimdi buradan bize el sallı..... yoyoyoyo burdan el sallıyoooooooooooorrr... ehehe bir saniye burda bi yerlerde olmalı... (bu numarayı yüzbinlerce defa yapmıştım Johnny adına! nerde bu salak kağıt)"<br /><br />Ve işte o anda elf bir sinir küpüne dönerek bağırmaya ve Kendere doğru hızla koşmaya başladı. Ancak olduğundan çok çok daha yavaş hareket ediyor ve kendi sesi de dahil hiçbirşey duyamıyordu.<br /><br />Hanın içerisinde birden soğuk bir rüzgar esmeye başladı. ilk önce saçları yalayıp geçen yel birden hızla bir kasırganın sesine ve gücüne kavuşuyordu. Ozanın hatırladığı tek şey kadim dostu cadı Eilstinanın çok tanıdık olduğunu düşündüğü bir kara deliğe çığlıklar içinde bakması ve yavaş yavaş mor bir esans olarak parça parça karanlık değile doğru ayrışmasıydı.<br /><br />Elf kulakları sağır eden bir uğultu ile gözlerini kapattı. bir süre devam eden garip yüksek sesler ve sürekli buz gibi soğuyan bir hava akımı ile bir ent ömrü geçirdiğini düşündüğünde etraf aydınlanıyor ve sesler belirginleşmeye başlıyordu.<br /><br />~~~~~~~~OOOooOOO~~~~~~~~<br /><br />Yatağında uyandığında güneş tam tepeye ulaşmıştı. Hızla giyinip merdivenlerden aşağı indi ve keyifli bir kahvaltı sofrasında muhabbete dalmış olan dostlarnı gördü. "ne kabustu ama" dedi kendine ancak bir anda burnunun dibinde biten kurabiye tepsisi ile şaşkına döndü.<br /><br />"Ne o kadim dostum??" dedi Eilstina. "Gerçekten kötü bir rüya görmüşe benziyorsun bir tane kurabiye almak ister misin?"<br /><br />titrek elleriyle ozan bir kurabiye aldı ve heyecanla yutkunarak kurabiyeyi iki lokmada yedi. Gördüğü manzara karşısında cadı, şaşırsın mı yoksa über odluğunu düşündüğü kurabiyelerinin başarısı karşısında gurur dolu gözyaşları mı döksün bilemedi. Elf ise bir an için çağlar boyunca bu kurabiyeye bile hasret kaldığını düşündü. sonra başını hızlıca salladı ve kendisini bunun bir rüya olduğuna inandırdı.<br /><br /><br /><br />( Evet arkadaşlar çok yakında bir rp hazırlamayı planlıyorum umarım planımı beğenirsiniz hem handa muhabbete devam edip hem de rp de olabilmemiz için bizi -katılmayı isteyen herkesi tabiki- başka bir yere daha gönderdim ve sizin adınıza biraz rp yaptım bir daha yapmam elbette. oradaki bizler ile rpye başlayabilir ve burada hanın muhabbetine devam edebiliriz herkes rp ye şimdiden davetlidir )
|
|
|
|
|
|
|
|
Batıyeli Hanı 3 Yıl, 2 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
khazur rum, khazur rum, khazur rum. Mir nym, mir nym, mir nym. Mill rum, Mill nym. Güneş neredeyse tepeye ulaşmış, içtiği biraların yükünü şimdi baş ağrısı olarak çeken cücenin yataktan kalktığında söylediği ilk sözler olmuştu bunlar. Hemen yanıbaşındaki şömine alevler çıkarmaya ve daha sonra sanki karlı bi kış akşamında odayı ısıtmakla mükellefmiş gibi harlamaya başladı. Küçük bir alev topu fırladı şömineden odanın ortasına doğru ilerledi ve pödöff kırmızı bir duman. Nokmirrrr. Nokmir zakı sever. Yarım gnom boyundan biraz daha kısa boyuyla minik imp beliriverdi odanın içine. Etrafı alevle kaplı minik bir imp. gel bakalım çelimsiz şey bugün senle yapacaklarımız var diye seslendi zak. Sırt çantasının içinden garip gözlüğünü çıkardı gözüne taktı ve odadan inmeye başladı gürültülü adımlarla. Ardından bir ciyaaaaak sesi kenderi gördü. Şeytaaaannn dedi impi göstererek aynı anda impte zakın arkasına saklanarak nokmirrr korkmakk. Zak nokmiri koru, koruuuuuu. Zak kahkahalar atarak gülerken salondaki herkesin saldırmaya hazır halde kendine dönmüş olduğunu görünce olduğu yerde çakılı kaldı. Sakin! sakin olun o benimle.<br /><br /> Ozan yayını doğrultmuş olduğu zaktan yavaşca indirdi. Wilwarin elini saran ve tek bir sözcüğüyle elinden fırlamaya hazır alev topunu söndürdü fakat hala sinirli ve ciddi gözlerle Zaka daha cok arkasına gizlenen alev topuna bakmaya çalıştı. Zak masaya doğru yönelirken impte kimseye görünmeden zakın arkasından masaya doğru ilerlemek zorunda kaldı. Masaya oturur oturmazda bacaklarının arasına saklanıverdi birden. ortaya cık korkak şey diye ittirince ortalıkta kala kaldı. Büyücü sinirli bi şekilde impe bakarken nokmir büyücüyü sevmedi sesi gelince zak kahkahayı patlatmamak için dudaklarını ısırmak zorunda kaldı. Benimde seni pek sevdiğim söylenemez çelimsiz şeytan. Zak bize anlatmak istedin bişey varmı? diye sordu zaka büyücü kadın. Sanki herşey normalmiş gibi şaşkın bakışlar içerisinde Zak ne olabilirki? dedi. Wilw bu sefer daha sert bir ses tonuyla Zaaakkkk diye seslenince. Tamam, tamam. Aslında anlatılacak çok fazla bişey yok. Biliyorsunuzki evim dağların derinliklerinde. Eh son zamanlarda dağlar en az dışarısı kadar güvensiz Bunun bu yaratıkla ne alakası olduğunu sorabilirmiyim sana yaşlı cüce dedi Wilw hala sinirli bi şekilde. biraz sabredersen öğrenebilirsin uzun kulak ve devam etti zak Birgün mağramdaki delhizlerde dolaşıp ilginç şeyler ararken kafandaki gözlük gibimi diye sırıtarak işaret etti ozan. Evet kafamdaki gözlük gibi. Ilerki delhizlerden birinde daha önce hiç duymadığım bir dilde söylenen sözler duydum ve o yöne doğru dikkatlice ilerlemeye başladım. Bi kaç dakika sonra dört beş mağra goblininin yere bişeyler çizmiş ellerindeki kitaptan bişeyler okumaya çalıştıklarını gördüm. Biri diğerine yanlış söylüyorsun diye bağırırken yerden kara dumanlar çıkmaya başladı. hah goblinler ve büyü bi yaşıma daha girdim diye söze girdi Wilw alaycı bi ifadeyle. Bende öle düşündüm ve mağrayı havaya ucurmadan önce ortaya cıktım. Tabi beni görünce tüm goblinlerin yaptığı şeyi yaptılar. ne yaptılar kii? kender merakla sordu. Ha hahaha tabiki korkudan arkalarına bakmadan kaçtılar. Ama yaptıkları her ne haltsa devam ediyordu. Bi kaç saniye sonrada içinden dostum Nokmir çıktı. Biliyomusunuz ona konuşmayı ben öğrettim. Ilk geldiğinde sadece kendi dilini konuşuyordu. Tabiki oda bana bazı şeyler öğretti Ahh yüce tanrılarrr. Büyü yapan goblinler hemde şeytan çağırmaya çalışanından, dilimizi konuşabilen bir yarım şeytan ve bir cüce. Üstelik kafasında şu garip şeyle. Bunca sene ne haltlar karıştırdığını cidden merak etmeye başladım Zak! diye cüceye baktı garipser bir ifadeyle Wilw. Hehe daha zamanımız uzun büyücü ve anlatıcak çok hikayem var dedi büyücünün tabağındaki kurabiyeyi alıp yerken cüce...
|
|
|
|
|
|
|
|
Batıyeli Hanı 3 Yıl, 2 Ay önce
|
Karma: 0
|
|
Gece el ayak çekildikten sonra ve rüzgarın hafif esintisinden başka ses kalmadığında çalışmaya başlamış, ancak gün ışımasına yakın öğrendiği büyüyü istediği seviyeye getirmeyi başarmıştı elf büyücü. Işi bittiğinde ise tüm zihnini boşaltmış ve 3 saat kadar derin bir uyku çekmişti. Handa en az uyuyan kendisi olduğu halde sabah en erken yine o kalkmış, şalını omuzuna alıp alt kata inmiş ve dostlarının uyanmasını beklemeye başlamıştı. Ilk önce Eilstina içeri girmiş ve heyecanla kahvaltı için kurabiye yapacağını söyleyerek mutfak tarafına yönelmişti. Ardından teker teker herkes ortak salona inmeye başlamıştı. En son gelen, gecenin sarhoşluğunu üzerinden hemen hemen atmış olduğu belli olan Zaktı ve yanında getirdiği imp yüzünden bayağı karışıklık yaşanmıştı.<br /><br />Artık ortalık durulmuştu. Hepsi bir masanın etrafına dizilmiş keyifli bir sohbetin eşliğinde kahvaltılarını ediyorlardı. Ama Wilw, arada bir impe şöyle yadırgayan bir bakış atmaktan kendini alıkoyamıyordu. Nokkmir de büyücüyü sevmemişti belli ki, onunla her göz göze geldiğinde yanaklarını kızarana kadar şişirip patlak gözlerle bakıyordu büyücüye. Wilwarin önündeki tabaktan bir lokmayı ağzına atarken -ki bu tabak, kendisi için özel ve özenle hazırlanmış, çeşitli bitkisel ve şifalı karışımlar içeren ve zihinsel gücünü en yüksekte tutmayı hedefleyen yiyeceklerle doluydu- birden savaşçıya döndü ve işaret parmağını tehdit edercesine sallarken "Sen...bizim sevimli yaşlı cüce dostumuz. Bu işin burada kapandığını sanma. Hala bize bir açıklama borçlusun" dedi. Bir yandan da "Sanırım ben de bir açıklama borçluyum. En azından şalımın gizlediği cüppemin renginin beyazdan kırmızıya döndüğünü farkettiklerinde borçlu olacağım" diye geçiriyordu aklından. <br /><br />O sırada hana yayılan müzik sesi Wilwarini düşüncelerinden kopardı, Thranduil bir elf şarkısı çalmaya başlamıştı. Eilstina şarkıya neşeyle eşlik ediyor, Emoel gülümseyerek çayını yudumluyor, Zaknafein sıkı bir kahvaltının ardından göbeğini ovuşturup duruyor, kender ise ozanın tabağından bir iki kurabiye aşırmaya çalışıyordu. Bu tanıdık ortam büyücünün içini ısıtmaya yetmişti. "Evet" diye düşündü büyücü "Birbirimize anlatmamız gereken çok şey var. Ama şimdi sırası değil. Şimdi bu ortamın tadını çıkarmak lazım." Ardından el çırparak o da şarkıya eşlik etmeye başladı.
|
|
|
|
|
|